CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ TEZCAN: KONUŞMA YAPMADIĞIMIZ BİR ZEMİNİN PARÇASI OLMAMIZIN HİÇBİR ANLAMI YOKTUR  
15.07.2017
4212
Yazı Boyutu: A- A+

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI VE PARTİ SÖZCÜSÜ BÜLENT TEZCAN, TBMM’DE BASIN TOPLANTISI DÜZENLEDİ

-KONUŞMA YAPMADIĞIMIZ BİR ZEMİNİN PARÇASI OLMAMIZIN HİÇBİR ANLAMI YOKTUR

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan, “Bu programı sadece bir saray anlayışı etrafında, sarayın 15 Temmuz anlayışı etrafında inşa etmek istiyorlar. Biz bunun figüranı olmayacağız. Konuşma yapmadığımız ve gerçeği anlatamayacağımız bir zeminin parçası olmamızın hiçbir anlamı yoktur. Biz gerçeği anlatacağımız kendi zeminlerimizi her zaman yaratabilecek durumdayız. Bugüne kadar yarattık bundan sonra da yaratmaya devam edeceğizdedi.

Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Tezcan, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında şöyle konuştu:


Bugün 15 Temmuz hain darbe girişiminin birinci yıldönümü. 15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden bir yıl geçti ve bu bir yıl tartışmalı. Darbeyle ilgili araştırmalar konusunda tereddütlerin giderilemediği, darbenin arka planının ortaya çıkarılması konumunda kararlı bir iradenin ne yazık ki sergilenmediği ve darbenin siyasi ayağını gizlemeye dönük adımların bugün dahi atılmaktan sakınılmadığı bir tablo içerisinde geçti. Yani bir yılda biz güçlü bir demokrasi yaratma fırsatı elimize geçmişken, tam tersine bir başka kutuplaşmanın eşiğine Türkiye’yi taşıyan bir anlayış bugüne getirdi.

Değerli arkadaşlar, bu basın toplantımızın sebebini biliyorsunuz. Darbe girişiminin birinci yıl dönümündeki anmalarda yapılacak programlar konusundaki tereddütlerin, aslında sarayın 15 Temmuzuyla halkın 15 Temmuzu arasındaki farkın, ayrımında bir tezahürü olduğunu göstermesi. Elimde 3 tane Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığının davetiyesi var. 3 tane davetiye bakın numara verdim bir, iki, üç diye. Bunlar geliş sıralarına göre numara verdiğim davetiyeler. 15 Temmuz anmalarıyla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi programlarını gösteren davetiyeler bunlar. Bu davetiyelerin 1 numaralı olanı 6 Temmuz 2017 tarihinde yani bir hafta önce hatta daha fazla önce bildirildi milletvekillerine ve partili gruplarına. Bu davetiye sadece bugün saat 13.00’te Türkiye Büyük Millet Meclisindeki özel oturuma çağrı yapan davetiye. Saat 12.00’de fotoğraf sergisi açılışı, saat 13.00’te de meclis özel oturumuna davet. Parti grup başkanlarının konuşmaları var programda saat 13.00’te, bugün tamamladığımız program. Meclis Başkanı önce bu programı gönderdi, ortada başka bir program yok Türkiye Büyük Millet Meclisinin hazırladı ve bizleri davet ettiği. Sonra basında bir başka program daha öğrendik, basına düştü ama davetiyse gelmedi. Basına düşen ikinci programda deniyordu ki, “15 Temmuz günü akşamı 16 Temmuza bağlayan gece saat 00.13’te birinci meclisin önünden yürüyüş başlayacak. Bu yürüyüş gece Türkiye Büyük Millet Meclisi bahçesinde tamamlanacak ve saat 02.32’de Türkiye büyük Millet Meclisi bahçesinden Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı ve Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı konuşma yapacaklar diye basına bir haber düştü. Henüz bununla ilgili bir davetiye gelmedi. Ne zaman düştü bu haber? Bu haber, 12-11 Temmuz tarihlerinde Pazartesi, Salı hafta başından itibaren basında yazmaya başladı. Belli ki, böyle bir program vardı ve sızdırıldı. Biz buna derhal itiraz ettik, karşı çıktık, “Türkiye Büyük Millet Meclisi eklentilerinde, Türkiye Büyük Millet Meclisinin himayesi dışında bir toplantı yapılamaz” dedik. “Cumhurbaşkanlığı himayesinde yapılacak bir toplantı Cumhurbaşkanlığı sarayında yapılabilir. Ama Türkiye Büyük millet Meclisi eklentilerinde yapılacak program Türkiye Büyük Millet Meclisinin resmi programı olur ve o programda ana muhalefet partisini ve mecliste grubu bulunan partileri dışarıda bırakacak bir program yapılamaz” dedik. “Milleti bölmeyin, meclisi bölmeyin, milli iradeyi, bölmeyin” diye çok açık itirazımızı ifade ettik. Bu ifademiz etkili olmuş olacak ki, Meclis Başkanı alelacele bizim bu açıklamamızdan bir gün sonra 13 Temmuz 2017’de bir basın açıklaması yaptı ve bu programları, bu programı gönderdi. Bu da Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının programı, yani birinci programdan bir hafta sonra gönderildi, basına düşen haberden sonra. Bu programda birinci meclisten yürüyüşle başlayacak ve yine burada Türkiye Büyük Millet Meclisinde saat 02.32’de Cumhurbaşkanı, Başbakan, Meclis Başkanı ve siyasi parti Başkanlarının konuşma yapacağı bir program. Bu program kimin programı? Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının programı, Meclis Başkanı gönderiyor. Ne zaman göndermiş? 13 Temmuz’da göndermiş ve açık biçimde bakın şurada 02.32 Türkiye Büyük Millet Meclisinde grubu bulunan partilerin Başkanlarının konuşma yapacağı yazıyor. Bu programa göre bugün akşam başlayıp sabaha kadar mecliste devam edecek program Türkiye Büyük Millet Meclisinin programı. Meclis Başkanının düzenlediği bir anma programı ve biz bunun üzerine bu programa katılacağımızı ifade ettik. Çünkü Türkiye Büyük Millet Meclisini milletin meclisi olarak biliyoruz ve görüyoruz. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını da sarayın temsilcisi değil, milletin temsilcisi olarak görmek istiyoruz.

Böyle bir program bizim katılmamız gereken bir programdır ve o anda programına katılacağımızı açıkladık, Sayın Genel Başkanımızın bir konuşma yapacağını da açıkladık. Çok ilginçtir bugün meclisteki program tamamlandı birinci program. Program biterken Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mecliste çok tuhaf bir açıklama yaptı. Şuradaki programı tekzip eder şekilde, akşam programında Türkiye Büyük Millet Meclisinde 02.32’de Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’la kendisinin, Meclis Başkanının konuşma yapacağını ve bunun dışında konuşma olmayacağını ifade etti. Elimizde başka bir program yok. Kendi gönderdiği programı bugün toplantı da farklı bir şekilde değiştirdi. Ondan sonra toplantı bittikten sonra bugün saat 14.45 itibarıyla bu üçüncü program geldi. Kendi sekretaryasında dahi yoktu bu program, çıkar çıkmaz istedik ancak gönderebildiler ve 14.45 itibarıyla gelen programa bakar mısınız? Şu iki programı karşılaştırın ikisi de Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının imzasını taşıyor. Arasında bu programların iki gün var gönderilme tarihleri arasında. Bir tanesinde protokol konuşmalarında siyasi parti Genel Başkanlarının konuşması var, bir tanesinde protokol konuşmasında Ak Parti Genel Başkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının konuşması var.

Şimdi görülüyor ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı nezaketsiz ve beceriksiz bir tutum içerisindedir. Görülüyor ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının söylediğini 40 kere düşünmek lazım, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının programıyla ilgili ona dayanarak bir program yaparken 40 kere düşünmek lazım, nerelerden işaret alarak nerelerden talimat alarak bu programları yaptığını anlayıp demek ki bizim ona göre karar vermemiz gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı büyük ihtimaldir ki, saraydan aldığı talimatla bu programı değiştirmiştir. Başlangıçta Sayın Genel Başkanı ve meclisin bir yarısını devre dışı bırakan bir program planlamışlardır. Bu program basına düştükten sonra bizim itirazımızla tuzak, oyun bozulmuştur. Bozulduktan sonra ikinci programı göndermek zorunda kalmıştır ve muhtemeldir ki, ikinci programı gönderdikten sonra bugün Sayın Genel Başkanımızın Mecliste yaptığı konuşmanın ardından Türkiye Büyük Millet Meclisi muhtemeldir ki azarlanmıştır. Bu azarlanmanın üzerine yeni bir program yapma ihtiyacı duymuştur. Çok hazindir, 15 Temmuz’da Gazi Meclisin bir kere daha Gazi Meclis olduğunun tescillediği günün yıldönümünde Gazi Meclisin Başkanıyla ilgili bizlere bu sözleri sarf etmeye sevk eden bu tutum bizleri üzüyor.

Değerli arkadaşlar, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından korkmuşlardır. Darbenin siyasi ayağının ortaya çıkarılmasından korkmuşlardır. Gizlenen gerçeklerin söylenmesinden ve ifşa edilmesinden korkmuşlardır. Bu tutum bir kere daha göstermiştir ki, halkın 15 Temmuzuyla sarayın 15 Temmuzu farklıdır. Halkın 15 Temmuzunu Sayın Kemal Kılıçdaroğlu bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde yaptığı konuşmada dillendirmiştir. Halkın 15 Temmuzunun dili olmuştur. Sarayın 15 Temmuzunun dili de program değişiklikleriyle Sayın Meclis Başkanı İsmail Kahraman olmuştur ne yazık ki. Ne yazık ki, 15 Temmuz anmalarının bir büyük demokrasi uzlaşması olmasından korkan siyasal iktidar, 15 Temmuzu sarayın 15 Temmuzu olarak milletin kafasına kazıma çabası içerisindedir. Ancak biz buna fırsat vermeyeceğiz, sarayın 15 Temmuzunun hafızalara kazınmasına fırsat vermeyeceğiz, halkın 15 Temmuzunu unutturma çabalarına imkan vermeyeceğiz. Biz her platformda bu gerçekleri ifade edeceğiz. 15 Temmuz darbe girişimini arkasındaki bütün gerçeklerle beraber teşhir edeceğiz, etmeye devam edeceğiz.

Bu nedenle Sayın Genel Başkanın konuşmasından korkulup alelacele ve nezaketsiz bir biçimde, beceriksizce yapılan bu program değişikliğinden sonra bugünkü meclisteki programa Sayın Genel Başkanımız katılmayacaktır. Belli ki, bizim bu programlarda yer alıp gerçeği ifade etmemizden korkuyorlar. Belli ki bu programı sadece bir saray anlayışı etrafında, sarayın 15 Temmuz anlayışı etrafında inşa etmek istiyorlar. Biz bunun figüranı olmayacağız. Biz bulunduğumuz ortamda gerçeği söylemeye devam edeceğiz, gerçeğin söylenmesinden rahatsız olanların kendi anlayışlarına göre oluşturdukları platformların da parçası olmayacağız.

Konuşma yapmadığımız ve gerçeği anlatamayacağımız bir zeminin parçası olmamızın hiçbir anlamı yoktur. Biz gerçeği anlatacağımız kendi zeminlerimizi her zaman yaratabilecek durumdayız. Bugüne kadar yarattık bundan sonra da yaratmaya devam edeceğiz.

Değerli arkadaşlar, bu nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanının bu nezaketsiz ve beceriksiz tutumu, program değişikliği nedeniyle, daha önceden katılma kararını açıkladığımız bu programda yer almayacağız. Bunu bütün milletimizle ve kamuoyuyla paylaşma ihtiyacı duyuyoruz.

Tabi Sayın Binali Yıldırım bir açıklama yapmış. Çıkmış demiş ki, “Cumhuriyet Halk Partisi günde 5 defa karar değiştiriyor” diyor. Yani Sayın Binali Yıldırımın ya gelişmelerden haberi yok, ya da öyle söylemek işine geliyor. Günde 5 defa karar değiştiren Cumhuriyet Halk Partisi değil Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanıdır. Günde 5 defa karar değiştiren önce milleti bölüp, milli iradeyi bölüp meclisin bir yarısını bu anmaların dışında tutuma çabasında olan,   ondan sonra bizim tepkimiz üzerine tekrar programa almak zorunda kalan, ondan sonra da konuşmamızdan rahatsız olup muhtemelen gelen talimatlar sonucu tekrar konuşma hakkını ortadan kaldıran, konuşmayı programdan çıkaran Meclis Başkanının kendisidir. Binali Yıldırım birine bir şey söyleyecekse Meclis Başkanına söylesin. Binali Yıldırım birine bir şey söyleyecekse Meclis Başkanına talimat verenlere çıkıp bunu söylemesini tavsiye ederiz.

Bir başka önemli konu değerli arkadaşlar, bugün bir fotoğraf sergisi açıldı. Sayın Genel Başkanımız da o fotoğraf sergisinin açılışına katıldı. Ne yazıktır ki, 15 Temmuz akşamı bu meclise ilk gelip tepesine bomba atılanların fotoğrafları ayıklanmış ve sanki sadece bir siyasi parti o gece buradaymış gibi fotoğraflar sergilenmiştir. Ayıptır, bu anlayışla Türkiye darbelerle mücadele edemez. Bu bir kompleksin ürünüdür. O gece, bir yıl önce 15 Temmuz gecesi-arşivler ortadadır, tarih tanıktır- Türkiye Büyük Millet Meclisinde tepesine bomba atılan milletvekillerinden biri de bendim, bizim arkadaşlarımızdı, grup başkanvekillerimiz, milletvekillerimiz beraber mücadele ettik, herkes biliyor. O günün gazetelerine, o günün arşivlerine bakın. Geçen yılki meclisin dağıttığı, servis ettiği fotoğraflara bakın. Bugün bunu özellikle ayırmışlar ve sadece Ak Parti milletvekillerinin resimleri olan bir fotoğraf sergisi açmışlar. Bu bir kaçışın ve kompleksin ifadesidir. Bir yıl içerisinde darbenin siyasi ayağının kendilerine uzanacağından korkanlar, kendi dışındaki herkesi kriminalize ederek suçluluktan kurtulacaklarını sanıyorlar. Ama gerçeklerin üzerini örtmeye güçleri yetmeyecektir. Darbenin siyasi ayağını gizlemeye güçleri yetmeyecektir.

Biz bu noktada 15 Temmuz’un yıl dönümünde Gazi Meclis’te bir kere daha demokrasi için,  darbelere karşı duran, her noktada darbeye karşı mücadele eden 15 Temmuz şehitleri, gazileri, vatandaşlarımız, silahlı kuvvetlerin darbeye karşı direnen güçleri, emniyetin darbeye karşı direnen güçleri ve milletin darbeye karşı direnen milletimize bir kere daha tekrar şükranlarımı sunuyorum. Şehitlere Allah’tan rahmet diliyorum. Ülkemizin bir daha 15 Temmuzları yaşamamasını dilerken, yaşamaması için siyaset kurumunun üzerine düşeni yapmaktan çekinmemesi gerektiği düşüncemi de paylaşmak istiyorum.

Hepinize teşekkür ederim. 

CHPnet

SİTELERİ